10. Türkiye Emok Festivali
 Ana Sayfa
 İletişim
 Duyurular
İran’a gitmeyi insan niye ister?

Gezgince bir düşünce yapısına sahipseniz bu soru anlamını yitiriyor. Bir coğrafya var ise, orayı gezmek, görmek, insanları ile tanışmak, yollarını çiğnemek, kokularını duyup rüzgarını hissetmek güzeldir. Bunları yapmak insanı biraz daha tamamlar.

Peki neden şimdi İran?
Biz, çiçeği burnunda gezginler, zamanında yolumuzu şöyle belirlemiştik: önce yaşadığımız şehir, onun çevresi, sonra daha geniş çevre, sonra Türkiye genel, köşe bucak Türkiye, sonra Türkiye çevresi ve kısmet olursa onun da ötesi. Bitmeyecek bir proje bu ama en azından başlangıç noktası belli: bizim mahalle!

Projemizi yavaş yavaş ilerletiyoruz ancak her aşamasını tamamlamak mümkün olmuyor. Hala Marmara bölgesinde az da olsa girilmedik yol var. Türkiye geneli işe eksiklerle dolu. Yine de dört taraftan sınırlara ulaştık, her bölgeden geçtik ve bunu yavaş yavaş sindirerek yapmaya çalıştık.

2005 Karadeniz gezimiz:
 

Sınırlara ulaştıkça ötesini merak eder olduk. Yunanistan, Suriye ve Ürdün gezileri yaptık.

2004 Suriye Ürdün Gezimiz:
 

Sıranın nereye geldiğine bizden çok haritamız karar veriyor. Doğudaki komşularımız Gürcistan, Ermenistan, Azerbeycan ve İran’a tek bir gezide gitmenin yollarını aradık. Planladık, niyetlendik ancak kısmet olmadı, pasaportlardaki Gürcistan vizeleri damgasız kaldı. Bu ülkeler hakkında okumaya devam ettik ve İran’ı böyle bir turda sadece kuzeyinden geçmenin İran’ı görmek demek olmayacağı anlaşıldı. Lonely Planet gezi rehberinde okudukça İran cazibesini arttırdı. Ziyaret edilecek şehirler, görülmesi gerekenler ve mesafeler ortaya çıktıktan sonra takvime yerleştirdik. Gerekli zaman iki haftadan fazlaydı.



“İran’a mı? Çıldırdınız mı siz?”

İran yolculuğu planlamadaki en zor kısım bu tür tepkiler oluyor. Her birimiz onlarca kez benzeri tepkiler aldık. Fotoğrafçım “abi, sonunda başınıza iş açacaksınız valla…”, eski bir arkadaşım “amaan Hakan sen iyice sapıttım valla…” cümleleriyle, iş yaptığım yabancı firma çalışanı faltaşı gibi açılmış gözlerle bir ölüye bakar gibi bakarak, çalışanlarım az sonra paraşütsüz 10bin metreden atlayacak bir adama bakar gibi bakarak planımız hakkında görüşlerini bildirdiler. Anlaşıldı ki İran ile Irak’ın durumu çoğunluk tarafından aynı algılanıyordu. Bombaların Bağdat ile birlikte Tahran’da da patladığı zannediliyordu. ABD bombaladı bombalayacaktı, bizi kaçırırlardı orada!

Yıllar önce Amerika’da bana Türkiye’nin nasıl bir yer olduğunu sormuşlardı. Örneğin evlerde mi yaşıyordu insanlar, buzdolabı falan var mıydı? Dünyayı bilmemelerine hayret etmiştim. Halbuki biz görmesek de New York’un meydanlarını bile bilirdik. Ayıplamıştım bu cahil Amerika’lıları. Şimdi yeni yeni keşfediyordum ki bizim de doğumuza bakışımız bundan çok farklı değildi.

Dikkat ederseniz İran hakkında basında yer alan haberlerin hemen hepsi olumsuzdur. Politik olumsuz haberlerin yanında deprem gibi felaket haberleri ancak yer bulur. Yani tıpkı Amerikan basınında Türkiye’nin yer aldığı gibi. Demek ki neymiş, basını tek haber kaynağı yapan cahil kalıyor!

İtiraf edeyim güzergahımız hakkında yapılan olumsuz yorumlar bizi zaman zaman yordu. Eşlerimizle gideceğimizden daha hassastık. Bazen onları sıkıntı duyacakları veya zevk almayacakları bir yere sürüklediğimiz hissine kapıldık. En az iki kez vazgeçme durumuna geldik. İran’da bulunmuş ve gezmiş dostların anlattıkları ile okuduklarımız durumu eşitledi. Planlamada grubumuz önce 4, bir ara 6 motor gibi gözüktü. Sonlara yakın 3, bir ara 2 ve en son 3 motor, 3 çift olarak sabitlendi.



Tarih: 18 Mayıs – 3 Haziran 2006

Gezginler: Deniz Erman-Hakan Erman KTM Adv.950 S, Sema Volkan-Mert Volkan Honda Varadero, Emine Külçür-Levent Fırat BMW R1200GS



Konsept: İran’ın beş önemli şehri Tebriz, Tahran, Yazd, Şiraz ve İsfahan’ın gezilmesi. Ülkenin insanını ve gerçek duygusunu hissetmek, zihnimizdeki kocaman boşluğun içini doldurmak. Ayrıca bir kez daha Doğubeyazıt ve Erzurum.

Rota/Konaklama:
Erzurum – Tebriz – Tahran – Yazd – Şiraz – İsfahan – Tahran – Tebriz – Doğubeyazıt - Erzurum
Erzurum’a motor transferi için TCDD Doğu Ekspresi, Erzurum’a gidiş-dönüş uçak ile.

1. Gün, 18/5, 0km, Uçak ile Erzurum, treni karşılayarak motolarır indirmek. Konaklama: Palan Otel
2. Gün, 19/5, 600km, Erzurum-Doğubeyazıt-Gürbulak sınır kapısı-Maku-Tebriz , Konaklama Tebriz Leyla otel diye kötü bir yer
3.Gün, 20/5, 630km, Tebriz-Tahran, Konaklama Tahran Iranshahr Otel (tavsiye edilir. www.hotel-iranshahr.com)
4.Gün, 21/5, 0km, Tahran gezisi
5.Gün, 22/5, 680km, Tahran-Qom-Kashan-Yazd, Konaklama Malek-o Tojjar oteli (tavsiye edilir)
6.gün, 23/5, 0km, Yazd gezisi
7.Gün, 24/5, 430km, Yazd-Abarkuh-Şiraz, Konaklama Aryo Barzan Otel (tavsiye edilir. www.aryohotel.com)
8.Gün, 25/5, 0km, Persepolis ve Şiraz gezisi
9.Gün, 26/5, 490km, Şiraz-Yasuj-Shahreza-İsfahan, Konaklama Azadi otel (tavsiye edilir)
10.Gün, 27/5, 0km, İsfahan gezisi
11.Gün, 28/5, 0km, İsfahan gezisi
12.Gün, 29/5, 440km, İsfahan-Kashan-Qom-Tahran
13.Gün, 30/5, 630km, Tahran-Tebriz, Konaklama Tebriz International hotel (tavsiye edilir)
14. Gün, 31/5, 0km, Tebriz ve Kandovan gezisi
15. Gün, 01/06, 270km, Tebriz-Maku-Gürbulak-Doğubeyazıt, meteor çukuru, Nuhun gemisi gezisi, Konaklama Sim-Er otel (tavsiye edilir)
16.Gün, 02/06, 330km, Doğubeyazıt-Ağrı-Pasinler-Erzurum Konaklama: Palan Otel
17. Gün, 03/06, 0km, Motorları trene, kendimizi uçağa yüklemek ve eve dönüş.

Toplam motosiklet yolu: 4500km

Masraf: Herşey dahil iki kişi bir motor üzerinde 2500 YTL



Unutulmazlar:

- Bizim için o güne kadar “en doğu” olan Gürbulak’ı batıda bırakmak.



- Tahran’dan motosiklet manzaraları













- Bir deste para bayıldığımız ama çok beğendiğimiz Lübnan lokantası. Zaten bir deste para nedir ki?





- “Herşeyin yasak olup her yasağın delindiği” ülkede motosikletlere yasak olan otoyola girmek. Bizi salan polisin ricası: “yakalanıranız benden kaçtığınızı söyleyin”.



- 4 kez radara girip bir kez durdurulmak, o da meraktan. Motor dahil 120km/s olan hız sınırı.



- Yazd’daki otelimizi kapalı çarşının içinde, hatta “dibinde” bulmak.





- Otel avlusunda sedirde galyan (nargile) tüttürmek.



- Sıcak iklimde öğlen vakti ara verilen hayat.



- Geleneksel klimalar: Badgirler. Her esintiyi yakalayan, havayı soğuk yeraltı suyu ile serinletip evlere veren bu dahiyane ve estetik bacalar modern klimalardan daha da sağlıklılar.





- Çölde gelişmiş ince bir kültürün izlerini yansıtan avlulu büyük evler



- Labirent gibi Yazd sokaklarında çok zevkli kaybolmalar , gizemli görüntüler.







- Kırmızı ışıkta geçip deli gibi süren motorlunun Mert’in şapkasını kafasından kapıvermesi. Olay sonrası Mert’in yüzü…

- Sıcakta içilen buzlu kavun ve kara dut suyu.



- Akşam serinliğinde camide kuran dinleyenlere karışmak.



- Zerdüştlerin toprağı kirletmemek için ölülerini akbabalara sundukları sessizlik kulelerine tırmanmak,





- …Ateşgahlarında 1600 yıldır sönmeden yanan kutsal ateşi seyretmek.



- Zagros dağlarını 2650 metreden geçmek, Abarkuh çölünde gaz açıp, açık denize açılan sürat motoru gibi hissetmek.



- Persopolis’de olmak.





- Pers İmparatorluğu hakkında ilginç ve güzel şeyler öğrenmek: Persepolis’in M.Ö.518’de başlayan inşasında çalışan 12000 kişinin maaşlı işçi olması, çünkü kölelik sisteminin bulunmaması, kadınların erkeklerle aynı maaşı almaları ve doğum izin hakkı bulunması,



- …halkının mutluluğu için dualar eden kral ve ona yaklaşma imtiyazına sahip iki kişi “sinek kovucu ve havlucusu”,



- …Apadana kabartmalarında halkları dostça ellerinden tutarak başkente getiren askerler ve her yerde barışı sembolize eden lotus çiçekleri,



- Şiraz kapalı çarşısında çok pazarlık az alışveriş.





- İran’da her evde mutlaka bulunması gereken iki kitap var imiş: Kuran ve Hafız. 13. yy şairi Hafız’ın kabrinde yüksek sesle şiirlerini okuyan, mezarını öpen, orada zaman geçiren aydın kalabalığı gözlemek, Anadolu’da ıssız ve sahipsiz bulduğumuz Yunus Emre’yi anmak.



- Şah Abbas’ın ihtişamlı şehri İsfahan’ın incileri: Jameh camisinde ışıkla dans,



- …Bazar’ı Bozorg,



- … İmam meydanı,





- …İmam Cami,





- …Qeysarieh çayhanesinde öğle sıcağını atlatmak,



- …33 göz köprüsü (Si-o-Seh) ve altından nehir akan çayhanesinde ışıldayan galyan ateşleri,





- …Botokslu dudaklar, estetikli burunlar,



- …Şeyh Lütfullah camiindekilerden daha muhteşem çini işi yapılamayacağına kanaat getirmek,





- …Chehel Sotun sarayında Yavuz Sultan Selim ile Şah Abbas’ın Çaldıran hesaplaşmasına şahit olmak, (sol altta at üzerinde elleri arkadan bağlı Osmanlı’nın kim olduğunu bilen var mı?)



- …İran’da yasal olarak şarap üretimi yapılıp kadınların baş açabildiği yeri ziyaret etmek: Ermeni mahallesi Yeni Josut’taki Vank katedrali,



- …mahalle berberine kendimizi teslim etmek…



…ve sonuç



- Hala bazılarına abaküsün hesap makinasından daha pratik gelmesi.



- Probaganda aleti olarak polis motosikleti. Beyaz çizmeleriyle pek şirinler değil mi?



- Farsçayı sökmeye çalışmak



- İnsan manzaraları








En Güzel Yol:

- Şiraz’dan İsfahan’a Zagros dağları üzerinden giden yol. Yüzlerce kilometre boyunca 2000 metrenin altına inmeyen, 3200 metreye kadar çıkan yoldaki ihtişamlı manzaralar.



- Tahran – Tebriz arasında henüz bitmemiş otobana girmek (Çelınc ruhu!). Zaman zaman tarlalara girerek de olsa bitirmek, ödül olarak da nefis manzaralar görmek.





- Ağrı Dağını 90 kilometreden görmek ve yavaş yavaş yaklaşmak.






En Kötü Sürpriz:

- Yollarda hava karardıktan sonra bazı araçların farlarını yakmaması.

- Sollamak yapmak isteyenler için sizin karşıdan geliyor olmanızın engel sayılmaması.

- Bizdeki “kuralların çiğnenmesi” alışkanlığı yerine “hiç kural olmaması” anlayışının benimsenmiş olması.

- Rehberlerde tavsiye edilen yerleri denememize rağmen iyi İran yemeği bulamamak, çeşit azlığı.

- İran’dan sonra Türkiye’de benzin alıp ne kadar tuttuğuna bakmak.


En Güzel Sürpriz:

- 3 YTL’YE DOLAN DEPOLAR !!! (Evet, bildiğiniz 23lt motosiklet deposunun benzin ile tepeleme dolmasından bahsediyoruz)

- Trafikteki kuralsızlığın bile bir sistemi olduğunu keşfetmek ve uyum sağlayabilmek, hatta zevk almak.

- Kaos gibi gözüken trafikte kimsenin birbirine bağırmaması, kızmaması, korna çalmaması.

- Ülkede Farsça’nın mı Türkçe’nin mi en çok konuşulan dil olduğuna karar verememek, anlaşmak için İngilizce’ye çok az başvurmak.

- Şiraz’da hedeflediğimiz otelin dolu olması ancak Mert’in yandaki bakkalda yanına gelen çocuğa dondurma ikram etmesi, çocuğun otelin sahibinin oğlu çıkması ve otele indirimli tarafından davet edilmemiz.

- Tahran’da İstanbul’dan daha gelişmiş ve iyi yapılmış bir metro sistemi olması.



- Türkiye’den çok daha kaliteli yapılmış yollar.



- Çayhane yemeği olan ve et ile patlıca karışımının havanla dövüldüğü Abguştu pek sevmek



- Hemen hemen bütün polis otolarının Mercedes olması.



- Tan Erdem gibi iyi bir dostu Tebriz’de bulmak






En Güzel Gün:

- Gezinin her gününden zevk alsak da Türkiye’ye yaklaştığımız gün çok heyecenlandık. Bizi uzaktan karşılayan Ağrı’nın yarattığı büyü müydü? Yoksa içindeyken değerini bilemediğimiz özgür, laik ülkemizi mi özlemiştik? Normal zamanda dikkatimizi çekmeyecek, çok da iyi yapılmamış Atatürk heykeli ile bayraklarımız ondan mı üzerimizde bu kadar büyük etki bıraktı?






Keşke...

- Bu gezinin keşkesi yok


İyi ki...

- İyi ki yol dostlarımız gerçek dostlar



- Seçilen mevsim doğruydu. Doğu Anadolu’da serin, İran’ın ortalarında sıcak idi. Yazın bu bölgeler yanıyor olmalı. Daha once ise kuzeyde soğuk olacaktı.



Yeni Yol Planları / Hayal ediyorum, öyleyse varım

- Tekrar Suriye ve Lübnan

- Bosna, Hırvatistan, Slovenya, Avusturya azıcık da İtalya

Sonuç

İran’da kendimizi bir kez olsun güvensiz, rahatsız ve hatta yabancı hissetmedik. Tek istisna trafik olabilir ki onu bile bizdekinden daha barışçıl bulduğumuzu söyleyebiliriz. İran bize yakın. Uzaklığı zihninizde ve inanın zihniniz yanılıyor. Nüfusunun üçte biri Azeri Türkü olan, her televizyon dizimizi bilen, şarkıcılarımızın resimlerini cep telefonlarında taşıyan, Türkçe şarkıları Peykan (marka) arabalarında bağırttıran insanların ülkesini, ajans haberlerinden tanımayın, gidin kendiniz yaşayın. Bugünkü politik düzen geçici, İran medeniyeti ile etkileşmemiz ise tarihten geliyor ve devam ediyor.

Darısı başınıza...



Sevgiler
Hakan Erman

www.hakanerman.com
Son Düzenleme :22-04-2009 10:02:39
Bu sayfa 5115 kez görüntülenmiştir.